AHMET KAYA GECESİ

Antalya’da “kaleiçi geceleri” meşhurdur. Nezih ortamda, kaliteli müzik dinleyerek, nefis yemekler yeme fırsatını bulan kaçırmak istemez. Ben de arkadaşlarımın daveti ile bir kaleiçi eğlencesine katıldım. Üstelik eğlencenin bir teması vardı.

“Ahmet Kaya Gecesi”…

Ufak ama nezih bir ortam, tüm masalar dolu, sahnede dört kişilik bir grup, peşpeşe Ahmet Kaya’nın sevilen şarkılarını söylüyor. Mahur Beste, Kendine İyi Bak, Nerden Bileceksiniz, Ağladıkça, Kum Gibi, Başım Belada, Oy Benim Canım, Kafama Sıkar Giderim, Fosso Nejdat…

Benim hatırladığım Ahmet Kaya, protest ve özgün müziğin öncülerinden. Normlarla ve devletle hep sıkıntısı olmuş, sonunda ciddi bir haksızlığa uğrayarak Paris’te yaşamını yitirmiş bir sanatçı…

Şarkılar peşpeşe geçerken, grup Sevgi Duvarı isimli şarkıyı söylemeye başladı.

Sen miydin o yalnızlığın mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri

Derdim, günün birinde insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim pasaklı (sidikli) kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde; altınbaş, altın zincir fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler hızır paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi

Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı, bir uçak
Bol çelik, bol yıldız, bol insan
Bir gece sevgi duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık seçik ki

Başucumda bir sen varsın bir de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Sevgi Duvarı şarkısının sözleri Can Yücel’e ait. Ahmet Kaya, bestelemek için Can Yücel’in o kadar şiiri arasında niye bunu seçmişti ki…

Ben o an, Ahmet Kaya’nın kafamda şekillenen Ahmet Kaya imajından daha fazla bir şey olduğunu düşündüm, daha doğrusu hissettim.  Sanki yaşasaydı, bugün bizlere “Uluslararası geçerliliği olan bir kimlik nedir, nasıl geliştirilir?”, “Refahın halka dağıtılmadığı ülkelerde demokrasi yoktur, refah halka nasıl mı dağıtılır, şöyle şöyle dağıtılır”, “Girişimcilik başkasının cebindeki parayı almak değildir, asıl olan üretmektir” gibi normları anlatacaktı gibi geldi…

Onu araştırmaya karar verdim. Gerçekten yaptığım araştırma sonunda doğru düşündüğümü anladım.

Kendi adına açılmış web sitesinden ve basında hakkında yazılanlardan araştırarak düzenlediğim özet biyografisi şöyle:

1957’de Malatya’da doğmuştu. Baba Kürt, anne Türk ve beş çocuktan biriydi. Müziğe ilgisini fark eden babası, altı yaşında iken bağlama hediye etmişti. Ortaokul yıllarını çeşitli dernek ve eğitim merkezlerinde geçiren Ahmet Kaya’nın ilk bestesi, volkswagen minibüsle dolmuşçuluk yapan Başar abisinin bir gün aniden tutuklanmasına üzüldüğü için yaptığı “Bir Volkswagen Alacağım, Adını Başar Koyacağım” dır.

Baba emekli olunca İstanbul’a taşınırlar. Burada okuluna devam etmeyen Ahmet Kaya, pek çok işe girer çıkar. 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’ndadır. Liseyi dışarıdan bitirip Eğitim Enstitüsü’nün Keman bölümüne girer. 1978 yılında, keman eğitimini yarıda bırakarak askere gider. Askerlik dönüşü babasının vefatının ardından, Halk Bilimleri Derneğinde tanıştığı Emine ile evlenir. 1982 yılında kızları Çiğdem doğar. Ancak Çiğdem birkaç aylık iken boşanırlar.

Ahmet Kaya’nın müzikleri, 1984 yılından sonra dikkatleri çekmeye başlar. “Ağlama Bebeğim” albümü ile “kendine özgü” bir kulvar yaratmayı başarır. İkinci albüm “Acılara Tutunmak” için stüdyoda çalışırken Gülten Hayaloğlu ile arkadaşlığı aşka dönüşür ve evlenirler. 12 Eylül tutuklularından idam mahkumu Nevzat Çeliğin annesine yazdığı “Şafak Türküsü” şiirini besteler. Üçüncü albümü “Şafak Türküsü” dür.

Ahmet Kaya, yarattığı kendine özgü kulvarda yürürken gözaltılar ve sorgular paralel boyutta ona eşlik eder. 1987’de kızı Melis doğar. 1987 yılı ve sonrası çıkan albümleri hep liste başı olmuştur. “An Gelir, “Hani Benim Gençliğim” , “Yorgun Demokrat”, “Başkaldırıyorum” “Resitaller” ve diğerleri… İyimser Bir Gül, Sevgi Duvarı, Başım Belada, Dokunma Yanarsın, Tedirgin, Şarkılarım Dağlara, Cumartesi Anneleri için Beni Bul (anne), Yıldızlar ve Yakamoz…

Ahmet Kaya’nın her yaptığı albüm olay olur, her söylediği de olay haline getirilir.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1997 yılında bir mitingde okuduğu şiir yüzünden  yargılanarak 9 ay hapse mahkum edilmesi hakkında “Demokrasi hepimiz içindir. Düşünce özgürlüğünün benim için ne kadar var olması gerekiyorsa, Tayyip Bey için de o kadar olması gerekir. Kimse okuduğu bir şiir yüzünden özgürlüğünden alıkonulmamalıdır!” deyince” sırtını yasladığı sol kesimin yoğun tepkisiyle karşılaşır.

Üniversitelere başörtüleriyle girmek isteyen ve alınmayan İslamcı öğrencilerin eylemlerine de aynı yaklaşımla “Ben takım elbise giyebiliyorsam o da başörtüsü takabilmelidir.” düşüncesini açıklamasıyla birlikte çevresi tenhalaşır.

Her tavrıyla “olay olan veya olaya dönüştürülen” Ahmet Kaya’nın  “Beni sağcılar sevmez, beni solcular sevmez, beni İslamcılar sevmez, peki kardeşim kim bu benim albümlerimi alan milyonlarca insan?” sorusunu hiçbir kesim cevaplamak istemez.

Ahmet Kaya albüm çalışmalarına devam eder. Dosta Düşmana Karşı listelerde birinci olur. 10 Şubat 1999 gecesi Show TV’den canlı yayımlanan Magazin Gazetecileri Derneği tarafından “Yılın Müzik Yıldızı Ödülü”nü almak üzere sahneye çıkar, mikrofonu eline alıp şu konuşmayı yapar:

Teşekkür ederim..Ben bu ödülü yalnızca kendi adıma değil, bu ödülü İnsan Hakları Derneği adına..bu ödülü Cumartesi Anneleri adına..bu ödülü magazine emek veren bütün insanlar adına..bu ödülü bütün Türkiye halkı adına alıyorum..(alkışlar)..bi de şunu söyleyeyim, bu misyonu sonra kim yükledi diye sormasınlar, ben… bu misyonu bana tarih yükledi…  bir de bir şey daha söyleyeceğim,  önümüzdeki kasette Kürt asıllı olduğum için..Kürtçe bi şarkı yapıyorum..ve Kürtçe bi de klip çekiyorum… (alkışlar).. ve bu klibi yayınlayacak yürekli insanların olduğunu da biliyorum..yayınlamazlarsa Türkiye halkı ile nasıl hesaplaşacaklarını da bilmiyorum…teşekkür ederim…(güçlü alkışlar)…(zayıf yuh sesleri)..

“Giderim” şarkısını playback olarak söylemeye başlar…şarkının birinci mahlesi biterken salona inerek dinleyiciler ile tokalaşmaya başlar… şarkının sonunda sanatçıya sahneden inmesi/susturulması/susması yönünde salondan protestolar başlar… Ahmet Kaya masasına giderken kameralar karışan salonu gösterir.. ne denildiği mikrofonlara gelmese de “Ahmet Kaya’nın ardı sıra” protestoların yapıldığı görülmektedir.

Ödül Gecesi, olay gecesine dönüşmüştür.

Mikrofonlar Ahmet Kaya’ya yönelir… Oturduğu masadan mikrofonlara bu kez: “Yıllarca bunu söyledim. Kürt ve Türk halkları kardeştir..ve yıllarca da böyle kalacaktır..ve biz yıllarca Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü savunduğumu söyledim..binlerce yıl daha bölünmeyeceğini savunuyorum ..ama..Kürt realitesini sahiplenmek ve kabul etmek zorundadır bu ülke.. bunu söylüyorum..bu kadar..işte devlet..işte şey yani..ee..alsınlar götürsünler..gidiyim yani”… şeklinde konuşur…

Salon karışmış olduğu halde Ahmet Kaya’nın masasına katılımcılardan bazılarının destek amaçlı uğradığı görülür. Magazin Gazetecileri Derneği Başkanı Uğur Güneri; sahneye çıkarak bir ödül gecesine yakışmayan hareketlerde bulunan kalabalığa “sakin olun..kendinize gelin..Ahmet Kaya’nın söyledikleri hoşunuza gitmeyebilir ama demokrasi gereği saygı göstermek zorundasınız.. der.. ama değişen bir şeyler olmaz… Ahmet Kaya, kısa bir süre sonra ekibi ile birlikte salondan ayrılır.

Ahmet Kaya aleyhine yayınlar, tüm basında ertesi günlerde de devam etmiştir. DGM Savcılığınca sorgulanmıştır. Sorgusu delillerin toplanmasına yönelik tutuksuz olarak yapılmaktadır. Eğer yeterli delil bulunursa 13 yıl hapisle cezalandırılacaktır. Suçu ise “vatana ihanet”…

Soruşturmalar sürerken Avrupa konserleri için yurt dışına çıkar. Konserler sırasında aleyhine açılan davalarda “tek taraflı yargılama” yapılır ve ağır cezalar alır. Ahmet Kaya’ya yurduna dönmesi zorlaştırılmaktadır.

Giderek sağlığı bozulan Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000 tarihinde ardında birisi henüz 11 yaşında iki kız çocuğu ve hayatının aşkını bırakarak, 43 yaşında sustu. Kürtçe şarkıların yasak olmadığı, başörtüsünün yasaklanmadığı günleri göremeden susmuştur.

Ahmet Kaya kimliği ve şarkılarıyla çok daha iyi incelenmesi ve anlatılması gereken bir olgudur… Sn. Ahmet Kaya, kendi adından daha büyük bir gerçektir…

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s