CANLI BOMBA 22.12.2015

Geçtiğimiz aylar; terör olaylarının, savaş oyunlarının yön verdiği günler oldu. Temmuz ayında Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde gerçekleşen intihar saldırısının hemen ardından Ekim’de Ankara’da canlı bomba eylemi terörün acımasız yüzünü gösterdi. Kasım ayında ise Paris’te ortaya çıkan canlı bomba eylemi dünya barışı idealinin belirsiz bir süreliğine rafa kaldırılmasına neden olmuş gibiydi. İntihar saldırılarının terör eylemleri içinde kullanılma oranı gün geçtikçe artmaktadır.

Dünya kurulduğundan beri siyasi bir amaç için karşı tarafta görülen insanları korkutmak, korkutarak kaçırmak, sindirmek, caydırmak amacıyla terör eylemleri yapılmaktadır. Hz. Âdem’in oğullarından Habil’in kardeşi Kabil’i öldürmesi ile başlayan şiddet kullanarak hedefe ulaşmaya çalışmak gelişerek, karmaşıklaşarak günümüze değin sürmüştür.

Geçen yüzyılın sonlarına kadar terörist eylemlerin hedefi genellikle devlet adamlarıydı. Günümüzde rastgele, ayrım gözetmeksizin ve geniş kitlelere yönelik olarak gerçekleştirilen yıkıcı terör eylemlerinin hedefinde siviller yer almaktadır. Yıkıcı terörizm ile hedef kitleye mümkün olduğunca çok zarar verilmek istenir.

Bir zamanlar Yahudilerin vatanı olarak bilinen Filistin’de Roma kurallarının uygulanmasını istemeyen Yahudi Zealots’lar tarihteki ilk intihar saldırılarını düzenleyenler olarak bilinirler. Yahudi Zealots’lardan on asır sonra aynı coğrafyada yer alan İran’da Hasan Sabbah’ın fedaileri Haşhaşi’ler, gerçek İslam’dan uzaklaştığına inandıkları liderlere suikast düzenleyerek, tıpkı Yahudi Zealots’lar gibi dini amaçlı terör eylemleri yapmışlardı. Daha sonraki zamanlarda önce Portekizlilerin, yanı sıra İngilizlerin sömürgesi olan Hindu coğrafyasında, herhangi bir idealist yaklaşımı olmayan, yalnızca insanların parasını almak için öldüren katillerin bir araya geldiği Hindu Thug tarikatı, tarihin en acımasız tarikatı olarak bilinir.

Birinci dünya savaşı, 1914 ile 1918 yılları arasında gerçekleşti. 28 temmuz 1914 tarihinde başlayan Birinci Dünya Savaşı, 1918 tarihinde sona ermiştir. Bu savaşların dünya savaşı olarak adlandırılmasının sebebi ise büyük devletlerin dünyanın diğer bölgelerindeki sömürgelerinin de savaşa katılmış olmasıdır. Birinci Dünya Savaşında ittifak devletleri; Alman İmparatorluğu (ve yanında katılan Alman sömürge güçleri), Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu, Bulgaristan Krallığı. İtilaf devletleri ise; İngiltere, Rusya ve Fransa idi. Savaş başladıktan sonra İtalya da bu cepheye katılmıştır. Önce ittifak devletlerinden olan İtalya, sonradan itilaf devletlerine katıldı.

İkinci Dünya Savaşında ise Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği, ABD, Çin ve Fransa’dan meydana gelen müttefik devletlere karşı Almanya, İtalya ve Japonya mihver devletler olarak savaştılar. Aralarında ortak düşmana karşı birleşmeden başkaca hiçbir ortak paydası olmayan devletlerin kapıştığı İkinci Dünya Savaşında enaz 40-50 milyon insanın öldüğü tahmin edilmektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Japon Kamikaze pilotları yakın tarihimizin bilinen ilk intihar saldırılarını düzenleyerek Birleşmiş Milletlere ait donanma ve birliklere ağır zaiyatlar verdirmiştir.

11 Eylül 2001 tarihinde El Kaide terör örgütünün ABD Newyork da 19 intihar eylemcisinin kaçırdığı 4 uçakla gerçekleştirdiği, İkiz Kulelerin yıkılması olarak bilinen intihar saldırısının 3000 kişinin ölümü ile sonuçlanması dehşet verici olduğu kadar, küresel terörün en hazin olayı olarak tarihe geçti.

Türkiye’nin canlı bomba eylemleri ile 1996 yılında PKK terör örgütünün uygulaması ile tanıştığı sıralarda; Çeçenistan’ın Rusya ile kanlı savaşında eşlerini, akrabalarını yitiren Çeçen kara dulları kadın intihar eylemciliğinde fenomen olmuşlardı. Türkiye ve Çeçenistan terör olaylarına sahne olur iken, Tamil Eelam Kaplanları dünyanın başka bir coğrafyasında, Sri Lanka’da intihar saldırıları düzenliyorlardı. Tamiller, Hindu oldukları için, “şehitlik” gibi bir kavramı bilmiyorlar, iktidarın Tamil’lere karşı uyguladığı sistematik baskı, öldürmeler, kaybetmeler,  işkenceler,  köy boşaltmaları, özellikle de askerlerin Tamil kadınlarına yönelik tecavüzlerinin intikamını alma duygusu ile hareket ediyorlardı.

Türkiye yirmibirinci yüzyılın başında küresel terörle karşılaşmıştır. El Kaide terör örgütünün 15 Kasım 2003 tarihinde İstanbul’da Yahudi cemaatine ait iki sinagoga ve 20 Kasım 2013 tarihinde İstanbul’da bulunan İngiliz Başkonsolosluğu’na ve bir banka şubesine eş zamanlı intihar saldırıları düzenlemesi ile çok sayıda Türk vatandaşı ölmüş ve yaralanmıştır.

Son 30 yıldır Filistin, Afganistan, Pakistan, Çeçenistan, Özbekistan, Irak, Somali, Yemen ve Güneydoğu Anadolu terör hareketleri nedeniyle şiddetli çatışmaların olduğu bölgelerdir. Terör olaylarının yaşandığı bu bölgelerde çokça travmatik olayın yaşandığı da bilinmektedir.

Akrabalarını, arkadaşlarını, sevdiklerini bir yandan her gün beklerken bir yandan da hiç beklemedikleri bir anda gözleri önünde feci şekilde kaybeden bireyler, kendi kimliklerinden vazgeçerek grup kimliği çadırı altında yer alırlar. Grup içinde kendisine yer bulan kişi artık birey değil, bir grubun parçasıdır. Bireyin kimliğinde yaşadığı travmatik olayların etkisiyle oluşan çatlaklar, kaçınılmaz şekilde dahil olduğu grubun ideolojik harcı ile doldurulur. Bireyin grup kimliğini korumak için yeri geldiğinde kendi kimliğinden vazgeçtiği gibi, kendi hayatından vazgeçmesi de gerekebilir. İşte tam da bu yüzden; intihar bombacıları ve organizatörleri din, ırk, milliyet, refah seviyesi ve çeşitli jeopolitik nedenler perdesi arkasında her coğrafyada ve her zaman karşımıza çıkabilirler.

İntihar bombacılarının basit psikotik olmadığı anlaşılmıştır. İntihar bombacılarının kimliği mevcut dış gerçeklik ile tamamen bağlantılıdır. Bu kimlik varolan dış gerçeklik ile örtüşür ve üstelik dış çevre tarafından da onaylanır. Bir toplum üzerindeki stres ne kadar artarsa, insanlar büyük grup kimliğine o kadar çok bağlanırlar. Sonuç olarak, “normal” insanlar bile terörist adayı olmaya itilebilirler.

Soyut bir kavram olan büyük grup kimliği, hiç tanışmamış insanların ortak tarih, kültür, değerler, adet ve geleneklerde özdeşleştiği kimlik olarak tanımlanmaktadır. Grup kimliği, bireyin kimliği üstünde yükselir. Önceleri standart canlı bomba profili, travmatize olmuş yoksul ailelerden gelen eğitimsiz genç iken; günümüz canlı bombacı profilinde yaşı daha ilerlemiş, iyi eğitimli, zengin ailelerden gelenlere rastlanmaktadır.

İnsanların kendi vücudunu bir bomba yaparak ya da içerisinde kendisinin bulunduğu bomba yüklü bir aracı patlatarak hayatına son vermesi o kadar da basit bir iş olmasa gerektir. Böylesine keskin “kararlılık” karşısında tarihin tozlu sayfalarında askıda kalmanın nedeni başka bir inceleme konusu.

Bir Kamikaze pilotunun sözleri;  “Hedefe yaklaşırken, geminin merkezinde bir nokta belirleyip, dalışta tüm gücünüzle Hisatsu (ölümcül vuruş) diye haykırırsınız. O sırada esas olan, çarpışma anına kadar gözünüzü açık tutmanızdır. Aniden alçaldığınızı hissedersiniz. Tam bu noktada gördüğünüz son şey annenizin yüzü olacaktır. Sonrasında artık yoksunuz…

Kaynakça:

*Vamık. D. VOLKAN/ Prof. Dr. Virginia Üniversitesi Öğretim Üyesi/ Emeritus Profesör ve Psikanalist / İntihar Bombacıları

*Bilal Sevinç/ Dr. 4. Sınıf Emniyet Müdürü/İntihar Bombacıları ve Ölümün Rasyonelleştirilmesi

*Şükrü Okyar ÇEBi/KKK/ Yüksek Lisans Tezi/ Terörizm Olgusu İçinde Kadın Militanların Analizi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s